Moda&Sinema: Mutlaka İzlemeniz Gereken Filmler

"Vizyona girdiği dönemde modaya ilham veren ve hafızalardan silinmeyen filmler, yıldız karakterlerinin stil tüyolarıyla bugünkü yazımızda."
Moda ve sinema her zaman içiçe olmuş ve olmaya da devam edecek iki farklı sanat dalı. Bazen bir sinema filminin sahnesinden ortaya çıkan bir moda akımına şahit oluyoruz. Başrolün giydiği şık bir elbise modeli yeni bir trend başlatıyor ve moda o yöne doğru akıyor. Kimi zaman da modanın ev sahipliği yaptığı filmlerle karşılaşıyor; ünlü bir tasarımcının hayatı ve tasarımları merceğinden bir hikayeye şahit oluyoruz.

Vizyona girdiği dönemde modaya ilham veren ve kostümleriyle hafızalardan silinmeyen filmler, yıldız karakterlerinin stil tüyolarıyla bugünkü yazımızda. Bu filmleri hala izlemediyseniz, mutlaka en kısa zamanda izlemenizi öneririz.

21004100_20130507180607251
hun9mikpf7ido7kcxauj
e034cbf87b7eb381fbfee4e6302d7c5c

Muhteşem Gatsby

1925 tarihli F. Scott Fitzgerald’ın romanından beyaz perdeye uyarlanan film, Mayıs 2013’te Baz Luhrmann yönetmenliğinde en ihtişamlı sahneleriyle karşımızdaydı. Filmi kısaca anlatacak olursak; yazar olma hayaliyle New York’a gelen Nick Carraway, tatlı bir amerikan rüyasının peşindedir ve milyarder komşusu Jay Gatsby ile tanıştığında bambaşka bir dünya ile karşılaşır. Nick Carraway, Gatsby’nin yıllar önce aşk yaşadığı Daisy’nin de kuzenidir. Özellikle filmin başrolündeki Daisy karakterinin ve diğer oyuncuların 1920’lerdeki ihtişamı yansıtan kostümleri, ve mekan dekorları için bile izlemenizi tavsiye edebileceğimiz değerde bir film.

Marie-Antoinette-poster
19252304.jpg-r_1920_1080-f_jpg-q_x-xxyxx

Marie Antoinette

Yine bir roman uyarlamasıyla karşımıza çıkan dönem filmi; Marie Antoinette. Sophia Cappola tarafından beyaz perdeye uyarlanan dram türündeki filmin başrolünde Kirsten Dunst’ı görüyoruz. Dönemin politik ve siyasi şartları gereğince Fransa kralıyla evlendirilen genç Avusturya kraliçesi Marie Antoniette’in, Versailles Sarayı’nın ihtişamlı gölgesi altında çeşitli siyasi oyunlara ve politik hesaplaşmalara tanık olması anlatılıyor. Genç kraliçe alışık olmadığı düzenle mücadele etmenin yolunu uçarı partilerde ve tehlikeli dostluklarda ararken, tüm insansı halleriyle ele alınıp alışılmışın dışında bir Marie Antoniette portresi çiziliyor. Dönemin ihtişamını yansıtan korseli ve kabarık etekli elbiseler, büyük şapkalar ve uzun eldivenler ile Versaille Sarayı’nın harika atmosferi filmin büyüsünü pekiştiriyor.

MV5BMTA0NjYzMzQxNzBeQTJeQWpwZ15BbWU3MDI2MDA0ODI@._V1_
coco11
coco_before_chanel (1)

Coco Chanel’den Önce

“Moda geçer, stil kalır” sözüyle hafızalarımıza kazınan, ünlü moda markasının kurucusu Coco Chanel’in hayat hikayesi bu filme konu oluyor. Paris’e gelmeden önce yetimhanede zor günler geçiren ve kabare şarkıcılığıyla hayatını kazanmak zorunda kalan Coco, kadınları korseden kurtarıp daha maskülen ve rahat giyimle tanıştırıyor. Audrey Tatou’nun muhteşem performansıyla Chanel efsanesini gözler önüne seren yapımda, Chanel’in deha kıyafet ve şapkaları ve bir döneme damga vuruşunu izliyoruz.

ezgif-6-3d60aa205af3
ezgif-6-554b19f4281e

Tiffany’de Kahvaltı

Truman Capote’nin 1958 yılındaki kısa öyküsünden uyarlanan film, Audrey Hepburn’un yıldız ışığıyla ölümsüzleşerek, 1961 yılında beyaz perdeye taşınmış ve 2 Oscar ödülüne layık görülmüştür. Roman adını New York’ta bulunan tarihi ve ünlü mücevher dükkânı Tiffany’den alır. Romanın kahramanı Holy ne zaman karamsarlığa kapılsa, günün hangi saatinde olursa olsun, soluğu bu mücevher vitrininin önünde alır, ayaküstü kahve ve kruvasan ile kahvaltısını yaparak pırlantaları seyreder. Böylelikle depresyonundan kurtulmaya çalışır. Bu mağaza temsil ettiği zenginlik ve dinginlikle Holy’e sükûnet veren tek şey olmuştur artık. Daha fazla tüyo vermeden filmi en kısa zamanda izlemenizi ve 60’ların stilini bir de Audrey Hepburn’ün zarafetiyle görmenizi tavsiye ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Yorum Yap