16 49.0138 8.38624 arrow 1 arrow 1 5000 1 fade https://blog.modanisa.com 120 1
sticky-logo

Pandemide Kendimize ve Çocuğumuza Nasıl Davranmalıyız?

Aralık 21, 2020
Psikolog ve Oyun Terapisti Sezgi Şentürk Direm, pandemiyle değişen dünyada kendimize ve çocuğumuza nasıl davranmamız gerektiğini yazdı.
B

ir gün uyandık ve hayatımızın bundan sonra hiç de eskisi gibi olmayacağını öğrendik. Her gün işe gidip geldiğimiz yollarda, sokakta belki de karşı komşumuzda tehlikeli bir virüs vardı ve ailemizi korumak zorundaydık. Derken evlerimize kapandık. Eve giren çıkan herşeyi temizler olduk. Gözlerimiz haberlerdeydi. Dışarıda neler oluyor bilmiyorduk. Bugün neler olacak, alınan önlemler yeterli mi, kaç kişi hasta? Hazırlıklı değildik. Toplumsal bir travma yaşıyorduk ve nasıl iyi olacağımız hakkında endişeliydik. Gün geçmiyordu ki; virüsün yeni bir davranışı ortaya çıkmasın. Etrafta bir sürü kirli bilgi dolaşıyordu. En önemlisi de çocuklarımıza korona virüsü nasıl anlatacaktık? Bu dönemde okuduğum, izlediğim hemen her çalışma çok işlevsel ve kıymetliydi. Fakat her an her saniye yeni bir bilgiye maruz kalıyorduk. Sadece bu bilgiler içerisinde gezinmek bile virüsten daha hızlı yayılan koronafobinin tetikleyicisi olabilirdi.

Neyse ki o günler geride kaldı ve artık hepimiz ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Gerekli önlemleri aldıktan sonra, devamlı korona haberi takip etmenin, sosyal medya paylaşımlarında vakit geçirmenin, dikkatlerimizi kaygı ve panik etrafında tuttuğunu bilerek davranmalıyız. Kaygı ve panik sadece duygu durumumuzu değil bağışıklık sistemimizi de olumsuz etkiliyor. Yetişkinler olarak zorlandığımız bu duygular içindeyken çocuğumuza dikkat etmemiz, işimize odaklanmamız oldukça zor. Kendimize, “ne oluyor bana?” diye sorup iç dünyamızda huzuru bulduğumuzda, dikkatimizi de istediğimiz başka bir alana verebiliriz. Ancak bu şekilde kaygı ve paniğin esaretinden kurtulabiliriz.

Pandemi sürecinde moralimizi yüksek tutmak için online kahveler içtik, kitaplar okuduk birbirimize , yemek tarifleri öğrendik. Bunlar bize iyi gelen kaynaklarımızdı. Peki çocuklarımız ne yaptı? Çocuklarımız oyun oynadı, dans etti, mutfakta bir şeylerle uğraştı. Bazen de sokağa çıkmak istiyorum, parka gitmek istiyorum diye ağladı. Bir sürü duygu geçişi, bir sürü zorlanma hali. Ebeveynleriyle bolca zaman geçirme alanı bulan çocuklarımız için bu durum bazen zordu, bazen de eğlenceli. Belki de çoğu aile, hiç bu kadar bir arada olmamıştı. Yeni baştan baktık birbirimize, tanıdık. Biz yetişkinler olarak birçok farklı kaynaktan beslenme imkanı bulabilirken, çocuklarımız da bizden beslendi. Bizler ebeveyn olarak bilmediğimiz hiçbir şeyi onlara söyleyemedik. Bir gün bu durum geçecek ve her şey eskisi gibi olacak diyemedik. Çünkü bilmiyorduk ve hala da bilmiyoruz.

Bizzat ben kendi çocuğuma iyi gelecek ne var diye baktığımda, bulduğum bir şey var; o da ‘dikkatim’.  Dikkatimle beraber onun duygularına eşlik edebilecek alanım ve zamanım. Eğlendiğinde birlikte gülebilir, korktuğunda buradayım diyip sarılabilirim. Üzüldüğünde yanında durabilir, hayal kırıklığına uğradığında keşke şöyle olsaydı diyip yeni hayaline ortak olabilirim. Ve bu duyguların sinyallerine dikkatimi verebilirim. Bu yaşadıklarımız, aramızda daha derin bağlar oluşturacak bir alan olabilir. Belki de hayat bize yeni fırsatlar sunuyordur. Daha derin bir ilişki için, geçmişte yaşanan telafi edilecek ne varsa telafi edebilmek için, birbirimizi tanımak, kendimize bakabilmek içindir bu fırsatlar. Kendi kaynaklarımızı bulup, sevdiklerimize sarılabilmek ve kimse yoksa sarılma ihtiyacımızı farkedip kendimize sarılabilmek için…  

En içten sevgilerimle,

Psk. & Psikoterapist

Sezgi Şentürk Direm

Yazıyı paylaş

DON'T MISS THIS ONE: 1 Şubat Dünya Başörtüsü Gününüz Kutlu Olsun: Birlikte Güçlüyüz

0 Yorum

Cevap Yaz